En çok okunan yazılar
|
| "Kan davası yaratmak isteyenlerin kimler olduğunu biliyoruz" |
 |
Medyayı yakından takip edenler Cumhuriyet’in birinci sayfasında zaman zaman yer alan Cumhuriyet imzalı yazıları Nadir Nadi’den sonra İlhan Selçuk’un kaleme aldığını bilirler. Hatırlarsanız daha önce Cumhuriyet ve Selçuk’la ilgili yazılar yazmıştık ve bayağı bir meramımızı ortaya dökmüştük. Ancak şu günlerde hem gazete hem de başyazarı, gazeteyi daha yakından takip ettiğimiz yıllara, dolayısıyla hepimizin gençliğine, anılarımıza, sola ve tabi bilhassa kendilerine haksızlık, hatta saygısızlık yapıyor olunca yine dayanamadık. Kürt sorununa bu kadar statükocu bir cepheden bakılmasını, AKP tarafından (şüphesiz tutarsızlıkları olsa da) başlatılan bir süreç olması nedeniyle kategorik bir karşı çıkışı medyabiti ne Cumhuriyet’e ne de İlhan Selçuk’a yakıştırıyor. Bundan tam 10 yıl önce “Artık Bitsin Bu Kan Davası” diyen de aynı İlhan Selçuk bugün “DTP’nin parlamentodaki siyasal partiler arasında yerini alması gereğinden çok demokratik, bir hoşgörünün sonucu olarak yorumlanabilir” diyen de…”Gereğinden çok demokratik” kelimesine o kadar çok takıldık ki, artık bir 10 yıl önce 10 yıl sonra analizi yapmak farz oldu.
|
|
| Eklenme tarihi :13.08.2009 - Okunma :91 |
Devamı >> |
|
|
|
|
| Türk medyasının “taaavırı” |
 |
|
Bu satırların yazarı hem gazetecilik yaptı hem de PR ajanslarında çalıştı. Bu nedenle her iki cephede nelerin döndüğüne az çok tanıklık etmiştir. Bu ilişki biçimi hiçbir zaman masum olmamıştı ama itiraf etmek gerekirse 90’larda medya-reklam/PR bağlantılarının bu derece suyu çıkmamıştı. Geçtiğimiz günlerde Hürriyet’in birinci sayfasının önemli bir bölümünü Ağaoğlu’nun Towerland’ine ayırması ve Cumhuriyet’in Münevver cinayetini pas geçmesi özelinden bu ilişkiler yumağında kısa bir gezinti.
|
|
| Eklenme tarihi :31.07.2009 - Okunma :85 |
Devamı >> |
|
|
|
|
| “Dünyanın en gürültücü magazin basını” |
 |
|
Dedik ya, artık kafamıza esince yazacağız diye. Bu geçen sürede pek çok vaka yaşadık, hangini yazsak bilemedik. Bu kez detay mı detay eskimiş bir konuyu yazalım istedik. Blog mantığıyla hareket edince böyle bir lüksün de oluyor haliyle. Efsanelerin efsanesi Deep Purple gelmiş ve bizim basın onu nasıl görmüş ona bakalım istedik. DP grubunu magazin basınına indirgeyen zihniyetin egemenliği altındayız.
|
|
| Eklenme tarihi :23.07.2009 - Okunma :111 |
Devamı >> |
|
|
|
|
| "TV çok da kötü değilmiş" |
 |
|
Bu sitede medyanın işleyiş mekanizmalarını deşifre etmeye çalışacağımızı ilk çıkışımızda duyurmuştuk. Sistem zaman zaman öyle mükemmel şekilde işliyor ki her şey doğal sürecinde gelişiyormuş izlenimi haliyle doğuyor. Oysa medya dünyası söylemeye gerek bile yok, hakikaten masum bir dünya değil. Bir televizyon yapımcısı olan televizyon eleştirmeni bir gazetecinin derinlikten boğulacak “televizyon” değerlendirmesi üzerine kısa bir analiz.
|
|
| Eklenme tarihi :27.06.2009 - Okunma :108 |
Devamı >> |
|
|
|
|
| Fatih Altaylı ve Ömür Gedik'ten köprü incileri... |
 |
Tamam anladık İkitelli’ye taşınma ciddi bir kırılma noktasıydı. Tamam artık sizin aldığınız maaşlarla muhabir maaşları arasında onlarca kat fark var, kabul. Ve yine tamam artık adına ne diyeceğimizi bilmekte zorlandığımız bir mesleği icra ediyorsunuz…Ama iyi de güzel kardeşim bu kadar Türkiyeli değil de Elitistan’lı olarak görünmek sizi vicdanen rahatsız etmiyor mu? Beyaz Türk köşe yazarlarının köprünün tamirinden yola çıkarak kendilerine nasıl ayrı, halktan arındırılmış “steril” bir dünya yarattıklarının itirafı, Fatih Altaylı ve Ömür Gedik özelinden sizi bekler.
|
|
| Eklenme tarihi :30.06.2009 - Okunma :129 |
Devamı >> |
|
|
|
|
| Hürriyet'in asli pozisyonunu hatırlamak... |
 |
|
Hürriyet hakikaten her zaman üzerinde çalışılması gereken bir mecra olageldi. Kuruluşundan itibaren “Türkiye Türklerindir” şiarını benimseyen gazete, Türk oligarşisi için de şüphesiz önemli bir konuma sahip. Türkiye’de "yüce" devletin tarihini yazanların Hürriyet’i pas geçme lüksü nasıl ki yoksa Hürriyet’in tarihini yazanların da Devletle olan ilişkisini irdelemeden bu işi yapamayacakları aşikar. Tabii burada ilişki derken mevcut reel iktidar dinamiklerinden bahsetmediğimiz çok açık olsa gerek. Türkiye’de iktidarda olmanın gerçek anlamda iktidar olmak anlamına gelmediğini, bazı güç odaklarıyla paylaşıma gidilmesi gerektiğini AKP ve diğer güçler de iyi biliyor. Bu anlamda Hürriyet’in mevcut iktidarla önmli bir derdi var. Bu dertli olma halini de son dönemde 3 kez burnumuza çarpıcı bir şekilde soktu. Bu son örnekler Hürriyet’in devlet aygıtı içindeki kallavi pozisyonunu bir kez daha hatırlamamıza vesile oldu.
|
|
| Eklenme tarihi :24.06.2009 - Okunma :95 |
Devamı >> |
|
|
|
|
| Medyabiti’nin “Radikal” Dönüşü |
 |
|
www.medyabiti.com uzunca bir süredir uykuya yatmış, fişinin çekilmesini bekliyordu. Birkaç canavar müdavimimiz dışında bir türlü katılımcı bir site olamamanın hayalkırıklığını daha önce de burada paylaşmıştık. Bu nedenle uzun bir süre devam edip etmeme bocalamasından sonra medyabiti yoluna devam kararı aldı. İlk çıkışımızda kendi kendimize “blog gibi olmayacağız” demiştik ama artık direnmenin anlamı yok. Bundan böyle kafasına göre güncellenen bir blog olacak medyabiti. Geri dönüşünümüzü yine “Radikal” bir şekilde kutluyoruz. Şu sıralar herkes asabımızı bozuyor ama “Radikal” takılanlar en baş koltuktalar…
|
|
| Eklenme tarihi :27.06.2009 - Okunma :107 |
Devamı >> |
|
|
|
|
| 19 Ocak'ı Unutma |
 |
|
Unutturma!
|
|
| Eklenme tarihi :19.01.2009 - Okunma :196 |
Devamı >> |
|
|
|
|
| Özlem-Metin aşkı ve "sol" kemalist vicdanı |
 |
Ümraniye Cezaevi'nde öldürülen tutukluların cenazesini izlemek üzere gittiği Alibeyköy'de 'Sarı Basın Kartı olmadığı' gerekçesiyle gözaltına alınan ve yüzlerce insanla birlikte götürüldüğü Eyüp Kapalı Spor Salonu'nda polisler tarafından dövülerek öldürülen Metin Göktepe'nin aramızdan ayrılmasının ardından tam 13 yıl geçmiş. Bu satırların yazarı bir dönem çalıştığı "muteber" bir gazetede yazarlardan biri tarafından Metin'e yönelik olarak "örgüt milatanıydı, gazeteci değildi" cümlesine tanıklık etmiştir. O dönem kimsenin dile getiremediği muhazakar solcuların zihinlerine tercüman olan "sol" kemalist yazarın vicdanını kendisine havale ediyor, katilleri bir kez daha lanetliyoruz. Yüzünü dayaktan darmadağan ettikleri ve ardından da "duvardan düştü" dedikleri Metin'i öldüren katiller şimdi ne yapıyordur acaba? Muhtemelen umarsızca ve utanmazca bugün Gazze'de olanları lanetliyorlardır. Doğru ve yanlışlığı boyunlarına, 2002de girilen, insanın içini yakan bir entry için Ekşi sözlüğe bağlanıyor, Metin Göktepe'yi sevgi, saygı ve şahsen tanımasak da özlemle anıyoruz.
|
|
| Eklenme tarihi :09.01.2009 - Okunma :206 |
Devamı >> |
|
|
|
|
| O ayakkabı hepimizin onurudur! |
 |
|
Bugün gazetelerde Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç başta olmak üzere akademisyenlerin, gazetecilerin Muntasar El Zeydi'nin Bush'a ayakkabı fırlatışını kınadıklarını belirten açıklamalarını okuduk. Gazetecilerin Orhan Abisi akıllara ziyan açıklamalar yapmış. Oysa kendi tarihimize bakmak kimsenin aklına gelmiyor mu?
|
|
| Eklenme tarihi :17.12.2008 - Okunma :252 |
Devamı >> |
en son yorum : Köşesinden bakanlara duyurulur! O ayakkabı sadece Bush'a - 18.12.2008 12:02:16 |
|
|
|
|
|